Tıp

Popüler Bilim Yazısı

Ağrı Eşiğimiz Genetik mi? 

Ağrı Eşiğimiz Genetik mi? 

Ağrı Eşiğimiz Genetik mi? 

Ağrı Eşiğimiz Genetik mi? 

Ağrı Eşiğimiz Genetik mi? 

En tuhaf günlük hayat farklarımızdan biri de acıya verdiğimiz tepki farklılıklarıdır. Örneğin hiç düşündünüz mü, bir iğne yapılırken bazı insanlar yüzlerini bile ekşitmezken, bazıları küçük bir çizikte bile ciddi ağrı hissedebiliyorlar. Benzer şekilde aynı sakatlığı yaşayan iki kişi, yaşadıkları ağrıyı tamamen farklı şekillerde dillendirip tarif edebilirler. 

Peki ağrı gerçekten herkes tarafından farklı şekillerde hissediliyorsa bunun sebebi nedir? 

Uzun yıllar boyunca ağrıya dayanıklılığın büyük ölçüde kişilikle, alışkanlıklarla veya psikolojik durumla ilgili olduğu düşünüldü. Elbette bu faktörlerin de etkisi yok denilemez. Her hissin veya davranışın psikolojik bir boyutu vardır. Ancak günümüzde gelişen teknoloji sayesinde birçok kapısı aralanan bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar, ağrı algımızın yalnızca yaşadığımız deneyimlerle değil, genetik yapımızla da ilişkili olabileceğini gösteriyor. Bazı insanlar, doğuştan sahip oldukları genetik farklılıklar nedeniyle ağrı sinyallerini diğer insanlardan farklı algılayabiliyor.  

Başka bir deyişle, bazı insanlar doğuştan itibaren ağrıyı farklı algılayabilecek biyolojik özelliklerle dünyaya geliyor olabilir. 

Peki bu durum yalnızca psikolojik farklılıklarla mı açıklanabilir? 

Elbette korku, stres, geçmiş deneyimler ve duygusal durum gibi birçok faktör ağrı algımızı etkileyebilir. İnsanın korku anında vücudunda bulunan adrenalin seviyesi ile normal bir an içerisindeki adrenalin seviyesi birbirinden farklıdır. Adrenalin seviyemiz dolaylı olarak dahi olsa ağrıyı hissetme şeklimizi etkileyebilir. Adrenalinin daha yüksek olduğu anlarda ilgi farklı bir konumda olduğundan ağrının birincil olarak hissedilmesi beyin için arka planda kalır. Bu yalnızca günlük hayattan verilebilecek örneklerden biridir.  

Daha temel bir anlatımla: Ağrı eşiğimizin bir kısmı DNA'mızda yazılı olabilir. 

Bu konuda en dikkat çekici örneklerden biri SCN9A adlı gendir. Bu gen, sinir hücrelerimizde bulunan ve ağrı sinyallerinin iletilmesinde görev alan özel bir sodyum kanalının üretiminden sorumludur. Araştırmalar, bu gende meydana gelen bazı mutasyonların ağrı algısını önemli ölçüde değiştirebildiğini göstermektedir. 

Hatta bilim insanları, doğuştan ağrı hissedemeyen bazı bireylerde SCN9A geninde değişiklikler bulunduğunu keşfetmiştir. Bu kişiler ciddi yaralanmalar yaşamalarına rağmen çoğu zaman ağrı hissetmezler. İlk bakışta bu durum avantaj gibi görünse de aslında oldukça tehlikelidir. Çünkü ağrı, vücudumuzun zarar gördüğünü haber veren önemli bir uyarı sistemidir. Vücudumuzun ağrı hissetmesi bizi olası tehlikelere karşı uyaran ve hazırlanmamızı isteyen sarı ışıklarımızdır. Ağrıyı hissedemeyen bireyler farkında olmadan bu sarı ışığı fark edemez ve kendilerine zarar verebilir veya yaralanmalarını geç fark edebilirler.  

Elbette ağrı algımızdaki farklılıklar yalnızca ağrıyı bütünüyle hissetmemek gibi nadir olaylarla sınırlı değildir. Günlük hayatta karşılaştığımız ağrı farklılıklarının büyük bir kısmı çok daha küçük moleküler genetik değişikliklerden kaynaklanabilir. 

Bu noktada karşımıza COMT adı verilen başka bir gen çıkar. COMT geni, sinir sistemimizde görev yapan bazı nörotransmitterlerin parçalanmasında rol oynayan bir enzimin üretiminden sorumludur. Bu gen üzerinde bulunan bazı genetik farklılıklar, bireylerin ağrıya karşı daha hassas veya daha dayanıklı olmalarıyla ilişkilendirilmiştir. 

Yapılan araştırmaları incelediğimizde, COMT geninin bazı varyantlarına sahip kişilerin ağrı uyaranlarını daha yoğun hissedebildiğini göstermektedir. Başka bir anlatımla, aynı fiziksel uyarı iki farklı insanda benzer şekilde gerçekleşse bile beyin bu sinyali farklı yoğunluklarda yorumlayabilir. Bu nedenle bazı insanların belirli ağrıları daha şiddetli hissetmesi yalnızca psikolojik bir durum olmayabilir; biyolojik altyapılarındaki küçük farklılıklarının da bu deneyime katkıda bulunduğu bilimsel olarak kanıtlanabilir. 

Ağrı algımızdaki genetik farklılıklar yalnızca ağrıyı nasıl hissettiğimizi değil, ağrı kesici ilaçlara verdiğimiz yanıtı da etkileyebilir. Araştırmalar, bazı genetik varyasyonların ağrı kesicilerin etkisini değiştirebildiğini göstermektedir. Bu sebeple aynı ameliyatı geçirmiş olan iki birey dahi benzer ağrılar yaşasa bile aynı tedaviden farklı düzeylerde fayda görebilir. Bu durum genel itibariyle farmakoloji alanına girse bile temelindeki biyolojik temeller tedavi sürecini etkilemektedir. Günümüzde gelişen kişiselleştirilmiş tıp çalışmaları, bu farklılıkları daha iyi anlamayı hedeflemektedir. 

Aslında günlük hayatımızda bunun örnekleriyle farkında olmadan sık sık karşılaşıyoruz. Küçük bir kâğıt kesiğinde bile uzun süre canının yandığını söyleyen biriyle, ciddi bir çarpmanın ardından "Bir şeyim yok." diyerek yoluna devam eden bir başkası aynı çevrede yaşayabiliyor. Hatta aynı aile içinde büyüyen kardeşler arasında bile ağrıya verilen tepkiler oldukça farklı olabiliyor. Kimi insanlar diş tedavisinden önce büyük bir endişe yaşarken, kimileri benzer işlemleri çok daha rahat atlatabiliyor.  

Elbette bu farklılıkların tamamını genlerle açıklamak mümkün değildir. Ancak bilim insanları, bu çeşitliliğin bir kısmının sinir sistemimizin çalışma biçimindeki ve genetik yapımızdaki küçük görünen fakat dışarıdan büyük etkilere sahip olabilen moleküler farklılıklardan kaynaklanabileceğini düşünüyor. Bunun üzerine yapılan çalışmalar hala devam ederken her birinin oluşturduğu küçük sonuçlar dahi daha net bir perspektifin oluşmasında umut vadetmektedir.  

Sonuç olarak, hepimiz ağrıyı hissediyoruz; fakat beynimize ulaşan aynı biyolojik mesajı her zaman aynı şekilde yorumlamıyoruz. Belki de bir iğneye, bir yaralanmaya ya da bir ağrıya verdiğimiz tepki yalnızca karakterimizin değil, DNA'mızda taşıdığımız biyolojik mirasın da bir yansımasıdır. Ağrı; bedenimizin verdiği basit bir tepki değil, genlerimiz, çevremiz ve yaşam deneyimlerimizin birlikte şekillendirdiği karmaşık bir biyolojik hikâyedir. 

Mogil, J. S. (2012). The Genetic Basis of Variability in Human Pain Sensitivity. Progress in Molecular Biology and Translational Science, 108, 41–68. 


Habib, A. M., Matsuyama, A., Okorokov, A. L., Santana-Varela, S., Bras, J. T., Aloisi, A. M., et al. (2020). Understanding the Genetic Basis of Congenital Insensitivity to Pain. Brain, 143(3), 674–693. 


Cox, J. J., Reimann, F., Nicholas, A. K., Thornton, G., Roberts, E., Springell, K., et al. (2006). An SCN9A Channelopathy Causes Congenital Inability to Experience Pain. Nature, 444(7121), 894–898. 


PDF İndir